Kayıtlar

Sen aydınlatırsın geceyi

Resim
Zamanlardan zaman, gergin bekleyiş yine sürgün mahalinden, ayvaların erken ve sulu olduğu dolayısıyla kışın çok çetin geçtiği zamanlardı. Buralardan bildirdiğim adrese neredeyse her hafta bir beyaz baykuş uğruyor, güzel haberler bırakıyordu bazen çok uzaklardan bazen de az kanat çırpımı bir mesafeden. Bir yandan da bu hafta başında resmi bir kurumda vermek durumunda olduğum adresimi yanlış bildiğimi farkettim*. Tevekkeli değil arkadaşlar arasında pek bir nostajik, ekonomik ve karizmatik bulduğumuz PTT kuşları haberlerimi hep bir rötarlı ulaştırıyordu. Adresimi pek benimseyememiş olmam yüzümde bir gülümseme içimde de bir hezeyan yarattı. Ama hemen toparladım durumu; insanoğlu o medeniyet beşiğine binmeden önce gezip dolaşmıyor muydu gönlünce, avcı ve toplayıcıydı ne mülk derdi ne de kalıcı bir adres vardı. Şimdi bunları anlatsam memura, "al bir deli daha" diyecekti en iyisi susmaktı. Bu sabah yine bir haberim vardı. Zamanlaması o kadar iyiydi ki söyleyecek söz bulamadım 25 ...

Sürgün mahalinde gergin bekleyiş

Resim
-Ha gitti gidiyor hayallerim, yetişin dostlar! -Belki de yaparım amma yapamaycam sanırım, olsun gülelim biz, -Kendimi biliyorsam ben bunu yaparım, -Ne kadar zor olabilir ki yapmışımdır bence. -Kesin olmadı bu sefer, ben bittim. -Boşver ya benden değerli mi? -Yaptım mı yoksa len? -Kibritin karasını çekersem yaptım, tahtasını çekersem olmadı bu iş, -Bu iş bitsin kurban kesecem ! -Umut fakirin ekmeği! En sevdiğim sözdür neden ki, hep mi fakirim ben? -Sanırım oldu be sefer -Olmazsa da sağlık var ya! -Tükendim yeminlen ... - -Evet çay içelim, peki, tamam, çay.. Fotoğraf Salih Güneş tarafından çekilmiştir.

Bağdat masalları

Resim
Sevdiğimiz dağlardaydık biz bir zaman, mevsim yazdı. Gönüllerimizde kimler vardı bilinmez ama sen biraz kıştın. Ben de baharı yakalamış gibiydim bilirsin hep kovalarım...Bu sefer çok yaklaşmıştım. Neydi tam olarak aradığımız bilemiyorum ama bulduklarımızı, günlerce anlattık. Sıkıldı dostlar anılarımızdan. Bak şimdi tekrar anlatıyorum, dinle. Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, bulduk o cenneti ve sakinlerini. Demek gelmiştik yedi göller diyarına. Biz neredeydik böyle, kulaklarımızı uğuldatan rüzgar neler de anlatıyordu, hatırla. Zamanın tomalarından kaçan huzur, buralarda saklanıyormuş meğersem. Havada hiç biber gazı kokusu yok. Burda koyunlar vardı sadece, çocuklar, kuşlar birde...Ayaklarımıza yeşil otlar değmişti.* Yolculuk beni biraz yormuştu, bitkindim. Sırtımdaki yük kadar ağırdı gönlümdeki yük. Güneş batmadan girdim tulumumun içine ve aynı zamanda farklı bir zamana sanki. Sen gittin, sen geldin. Uyur uyanık uykularım, yazın ortasında üşüten soğuk, kafamda dönen sesi...

Schubert' in ölümüne uzun mesafe yolcuları sebep olmuş olabilir mi?

Resim
Kalabalık içinden yukarı doğru uzanan eller ve deklanşör sesleri...Kocaman bir çocuk olaraktan soluğu pek muhterem ana ve babacığımın odasında alıp, iki tontiş arası yatak keyfinden sonra deklanşör sesleri var etrafta malum sabaha dair. Güzel bir gece, karda yürüyüş, tupturuncu bir gökyüzü ve ecnebi ellerden gelen dost bir sesin tüm teşvikine rağmen ertesi sabah tatil olmuyor. Tamam olmasın da bir iki tedbir alın bre zalimler! Malum küçük ama şirin olup olmadığına henüz karar veremediğim bir şehirden yazıyorum. Otobüs yollarının  ve duraklarının, şoförlerin isteği ile doğru orantılı, halktan sesler korusunun dediğiyle ters orantılı olarak değişkenlik gösterdiği, x ve y nin ne olduğunu bilmediğimiz yol problemleriyle, hiç çözülemeyen denklemlerle başımızın dertte olduğu sıralarda, elma-armutla soru çözdüğümüz günleri hasretle anarak otobüse adımımızı attık. Biz bu adım konusunda muvaffak olan yolcular ki başarımızın tek sebebi otobüsün boş geldiği ilk duraklarda oturma şerefine ...

Karanlık ormanların zırhlısı

Resim
Zamanın birinde bir hayvancık. Ne idüğü belirsiz bir hayvan. Henüz taksonomistlerin bulup çıkarmadığı, latince bir isim kondurup yanına kendi isimleri ve tarih iliştiremedikleri* bir canlı. Hayal etmesi pek güç değil isteyene. Başaramayana okumayı burada bırakmasını önermekten başka birşey gelmiyor elimden. Ormanda yaşıyor, pek yerli bir tür değil- zaten bizim ormanlarımız esrarengiz bir tür için pek elverişli değil sanki- yabancı olsun. Bir kelime. Kaç harfli pek hatırlayamıyorum, sürüngenle memeli arasında bir tipi var.  Orman karanlık çoğu zaman rutubetli. İçerde esmiyor hiç o sevdiğimiz rüzgarlardan. Yer yer açıklıkları var nefes almak için. Ama neye yarar çevrelenmiş hep anıt ağaçlarla tüm hayat boşlukları. Zaten bizimkinin gözleri ışığa pek alışkın değil sanırım emin değilim. Hep kısık gibi, ya da korkak da olabilir. Ben de korktuğum zamanlar kısarım gözlerimi. Bir kaçış halinde küçük gözleriyle. Bulduğu deliğe girme hevesi var. Ama biraz zor o zırhla. Evet zırhı va...

Sevgili Hagrid ve bizim Faks makinamız

Resim
Bir akademi mağduru olarak beş parasız ve zerre umutsuz doktorama devam ederken, derslerine girdiğim üniversitenin bir biriminde aynı zamanda sekreterlik yapıyorum. Hatta bu işi zorunluluktan yapmakla kalmıyor, gün be gün seviyorum. Neden mi? Çünkü.. Bazı kadınların sesi çok güzel:) O kadar güzel ki sapık gibi beğeniyorum. Diyorum ki yani ablacığım sen bırak rektör yardımcısını falan git şöyle klas bir radyoda çalış. Güzelim şarkıların başı ve sonunu katletsen bile senin o pamuk sesin rahatsız etmez bizi. Sen reklamları da sokuşturabilirsin araya. Sen varsan ben reklamsız radyo* dinleme tercihimden de cayarım. Sen çocuklarımıza masal anlat, bize şarkı söyle ne bileyim eylemlerimizde sen bağır megafondan, konuş bizimle. Evet lütfen konuş özellikle benimle... Bu ablaların hatta teyzelerin- kabalık olmasın diye Hanım diye hitap ediyorum- toplaşıp beni ziyarete gelmesi, bilgisayardan bozma telefonumun bin bir marifetini bana sabırla üstelik uygulamalı olarak anlatmaları, "Bak cic...

Şehir içi toplu taşıma kullanmanın faydaları

Resim
Hayatta yüz güldüren, iç ferahlığı veren bütün güzel şeylere ne yollardan ulaştığımız ve olay örüntüsü pek bir meşgul eder kafamı. Ve hemen küçük motivasyonlarım ile bağlarım hepsini birbirine.Tabi bulduğumuz nalet şeylere de aynı torpilli davranışı sergilemek kaçınılmaz... Yaşanan her acı hadisenin kaynağına inme çabası, iplik söküğünün gittiği yere kadar geçen zamanı yaşanmamış saymalara kadar, eksildi gitti güzelim anlar. Bu depresif anlarda artık ne yapıyor ne ediyorsak masraf yabana. Anamızın babamızın verdiği emekler, devletin bize yaptığı yatırım- tartışılmalı-, yediğimiz ekmek, içtiğimiz su boşuna. O yüzden önümüze bakalım sincap, tehlikeli ve karanlık ormanda önümüze bakalım... Efendim daha dikkat etmemiz gereken avcı türler var, niş çatışması var, sincap ne yiyecek sonracığıma ayı ne yiyecek bu ormanda? Eşeysel seçilim diye bir şey var biz dişiler ve siz müstesna erkek bireyler değil mi efenim birbirimize hünerlerimizi göstereceğiz ki seçilecek olan en iyilerimizin geneti...