Kayıtlar

Ocak, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bağdat masalları

Resim
Sevdiğimiz dağlardaydık biz bir zaman, mevsim yazdı. Gönüllerimizde kimler vardı bilinmez ama sen biraz kıştın. Ben de baharı yakalamış gibiydim bilirsin hep kovalarım...Bu sefer çok yaklaşmıştım. Neydi tam olarak aradığımız bilemiyorum ama bulduklarımızı, günlerce anlattık. Sıkıldı dostlar anılarımızdan. Bak şimdi tekrar anlatıyorum, dinle. Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, bulduk o cenneti ve sakinlerini. Demek gelmiştik yedi göller diyarına. Biz neredeydik böyle, kulaklarımızı uğuldatan rüzgar neler de anlatıyordu, hatırla. Zamanın tomalarından kaçan huzur, buralarda saklanıyormuş meğersem. Havada hiç biber gazı kokusu yok. Burda koyunlar vardı sadece, çocuklar, kuşlar birde...Ayaklarımıza yeşil otlar değmişti.* Yolculuk beni biraz yormuştu, bitkindim. Sırtımdaki yük kadar ağırdı gönlümdeki yük. Güneş batmadan girdim tulumumun içine ve aynı zamanda farklı bir zamana sanki. Sen gittin, sen geldin. Uyur uyanık uykularım, yazın ortasında üşüten soğuk, kafamda dönen sesi...

Schubert' in ölümüne uzun mesafe yolcuları sebep olmuş olabilir mi?

Resim
Kalabalık içinden yukarı doğru uzanan eller ve deklanşör sesleri...Kocaman bir çocuk olaraktan soluğu pek muhterem ana ve babacığımın odasında alıp, iki tontiş arası yatak keyfinden sonra deklanşör sesleri var etrafta malum sabaha dair. Güzel bir gece, karda yürüyüş, tupturuncu bir gökyüzü ve ecnebi ellerden gelen dost bir sesin tüm teşvikine rağmen ertesi sabah tatil olmuyor. Tamam olmasın da bir iki tedbir alın bre zalimler! Malum küçük ama şirin olup olmadığına henüz karar veremediğim bir şehirden yazıyorum. Otobüs yollarının  ve duraklarının, şoförlerin isteği ile doğru orantılı, halktan sesler korusunun dediğiyle ters orantılı olarak değişkenlik gösterdiği, x ve y nin ne olduğunu bilmediğimiz yol problemleriyle, hiç çözülemeyen denklemlerle başımızın dertte olduğu sıralarda, elma-armutla soru çözdüğümüz günleri hasretle anarak otobüse adımımızı attık. Biz bu adım konusunda muvaffak olan yolcular ki başarımızın tek sebebi otobüsün boş geldiği ilk duraklarda oturma şerefine ...

Karanlık ormanların zırhlısı

Resim
Zamanın birinde bir hayvancık. Ne idüğü belirsiz bir hayvan. Henüz taksonomistlerin bulup çıkarmadığı, latince bir isim kondurup yanına kendi isimleri ve tarih iliştiremedikleri* bir canlı. Hayal etmesi pek güç değil isteyene. Başaramayana okumayı burada bırakmasını önermekten başka birşey gelmiyor elimden. Ormanda yaşıyor, pek yerli bir tür değil- zaten bizim ormanlarımız esrarengiz bir tür için pek elverişli değil sanki- yabancı olsun. Bir kelime. Kaç harfli pek hatırlayamıyorum, sürüngenle memeli arasında bir tipi var.  Orman karanlık çoğu zaman rutubetli. İçerde esmiyor hiç o sevdiğimiz rüzgarlardan. Yer yer açıklıkları var nefes almak için. Ama neye yarar çevrelenmiş hep anıt ağaçlarla tüm hayat boşlukları. Zaten bizimkinin gözleri ışığa pek alışkın değil sanırım emin değilim. Hep kısık gibi, ya da korkak da olabilir. Ben de korktuğum zamanlar kısarım gözlerimi. Bir kaçış halinde küçük gözleriyle. Bulduğu deliğe girme hevesi var. Ama biraz zor o zırhla. Evet zırhı va...