Haziranda ölmek zor
......Haziran ayının hüznüne ekledikçe ekliyor hayat. Dün bir sevdiğimizi daha mı kaybettik, neler duyuyor benim kulaklarım, neleri göremez iken gözlerim? Ben tanımam. Bilirim sadece yaşadığını. Muhtemelen iyi bir insandı. Güzel insanları güzel anne babalar yetiştirir, az biraz standart sapmayla çünkü. Buna inanırım ben. Zayıfça bir beden hayal ediyorum, sarıya çalan hafif kavruk bir ten, bir fotoğrafına bakacak halim bile yok. Dağların arkasından, duyuyor gibi oluyorum tam da şu an acılı bir kadının hıçkırıklarını. Ve benim bu adamı aylar boyu hayal etmemin sebebi duruyor karşımda. Geçen Hıdırellez'deki o dileklerimizi hatırlatıyor bana ve an itibariyle kabul olmamış olanları. Sonra diyorum ona " Tanrı yeryüzüne geldiği zaman çingenelerle anlaşamaz ve bir sonraki uçakla geri döner. Bu benim hatam değil.."* Her zamanki gibi gülümsüyor, ben ağlamaklı. "Ayakkabılarımı kaybettiğimde de böyle yaptın, üzülme artık!" diyor bana elindeki paraları babasının gözlerine ye...