Umutsuz listecinin umudu

Sürgün kelimesini ilk aklıma getiren malum şehre döndükten sonra ben ne menem ne melun bir hissi taa şuracığımda taşıyormuşum dedim. Dönünce yeniden anladım burası en sürgün yerim benim. Yaz sürgünü bittiğine göre karasala göç ettik. İlk iş sevdiklerimizin arkasından el sallamak oldu ve sandaletlerimizi çıkarmak. Böylece en sevdiğimiz mevsime geçiş yaptık, umutla kışı bekliyoruz artık.
Evet sürgünden selamlar yeniden. Yazmayı bekleyen pek çok başlık biriktirdim biliyorum. Yazacağım da. Ama önce şu dönüşü yazılıyım hemen dedim. Merakta kalmayın. Afiyetteyim.
Sürgünün  ilk günü evin içinde volta atarak geçti. Özlediğim şeyler de var tabi burada. Haksızlık etmeye gerek yok hiçbir şeye. Huzurlu evimiz... Balkondan hasbihal ettiğimiz çam ağaçları, bilhassa bir koltuğumuz var ki rahatı başka hiçbir yerde yok. Özlenmiş bunlar hep. Sonra özlenen tek manzara, eşya değil ya mikemmel insanlara geldi sıra yol yorgunluğunu atar atmaz. Aman doktor canım cicim doktorcuğumu görmeye gittim. Eski lisenin önündeki dört yolda eliyle koymuş gibi buldu beni. Uzun uzun sarıldık. Özlemek, özlenmek güzel şeyler bunlar. Sonra en sevdiğimiz kurum PTT' ye doğru yol aldık. Malum her zaman postalayacak mektuplarımız var bizim ne mutlu ki. Yolda kısa bir özet geçtik yazımızı. Hasret sona erdi, aldık sattık yine şu fani dünyayı. Paylamadığımız şey kalmadı. Muhterem şahsiyetlerimizi de unutmadık tabi. Kendimize çuvaldızdan daha büyük ne varsa artık onları batıra batıra yorgun düştük. Yine parmaklarımızın kenarlarını koparmışız zaten. Ellerimizi sakladık durduk birbirimizden. Yahu hani sevecektik biz kendimizi? Neyse ancak birbirimizi severek kapatabileceğiz bu açığı anlaşılan. Derken elime bir fotoğraf tutuşturdu. Benim canum doktorum beklenmedik yerden vurdu.
                                
Zaman: geçtiğimiz ilkbahar. Behramkale (Assos)'da Apollon Tapınağı'nın sütunlarının üzerindeki bir ayinimiz resmedilmiş. Resmi doktor çekmiş marifetli elleriylen. Hep derim fotoğraf çekmeyi bir türlü aklına getiremeyen şahsımın yanında bu işi halledebilecek bir dost bulunması pek iyi bir şey. Resme bakınca yüzümde oluşan sırıtma geçer geçmez aklıma bilhassa o zamanlardan bu yana yazmadığım yazılar geldi  hemen. Ne çok şey biriktirmişim bahardan beridir. Ertelemek, parmaklarımı koparmakla eşdeğer tuttuğum bir diğer sevmediğim huyumdur. Bu ikisi aynı SHF (sevilmeyen huy faktörü) değerindedir.Teraziye koysam birbirini ağdırmazlar. Gün gelse "birisini yenmene izin vericez, seç" deseler, çok arada kalırım. Bu huyumu meşru kılmak için yapılacak işi, güya en uygun vakitte, layıkiyle yapmak istediğimi anlatırım kendime uzun uzun. Hazır olmalıyım, hakkını vermeliyim işin. Açıp bir araştırmalıyım, okumalıyım. Ve en önemlisi hissetmeliyim.Halbuki neyin hissi sincap, yaz şunları işte. Ne olur yani aklıma gelince yapsam ölür müyüm? Ama suç yine bende. Blog yazı başlıklarımı listelemiştim yine. Ziyan olmasın diye atmadığım sarı müsvette kağıtların üzerine yaptığım uzun listelerle aslında yine ziyan ettiğim müsvette kağıtlar!.. Günün yirmi dört saat olduğunu unutup yapmayı planladığım olanca şey. Olan arsızlıkla hallettiğim her işi tiklemek...Tikleyemediklerimin, gece yatağa yattığımda tepeme çökmesi. Bir sonraki güne doğru kabararak uzayan giden listeler, listeler...
Evet ben bir listeciyim. Doktor bizzat koydu teşhisimi az önce. Ne olduğumu bilmiyordum, listecilikmiş hastalığım adı meğersem. Sanki bombacıymışım gibi tüylerim ürperdi. Ben birinci derecede listeci olmuşum farketmeden. Tükürük ya da kan yoluyla mı bulaşır dedim. Yoksa direk solunum yolundan mı geçiyor dedim ağzımı kapatarak. Ama endişelenmeme gerek yokmuş canım doktorum da en sağlamından listeciymiş zaten. Eski listecilerden kim kaldı sonuçta. Durun bakalım, listeleyelim: Sincap, Doktor, babam... Evet babam! Markete gitmeden önce uzun uzun liste yapardı hep. Hatta sonraları bana yaptırırdı bizzat. O zamanlar pek keyif alırdım. Markette de alış veriş arabasının içine oturtup beni, aldıklarımızın üzerini çizdirirdi. Baba sen ne yaptın bana? Ah babam! Demek aynı zamanda genetikti de. Acaba resesif otozomal mi kalıtılıyordu yoksa X kromozomuna bağlı mı? Kardeşim risk altında mıydı? Yok değildi, o kadar rahat adamın listeyle işi olur muydu? Doktorrr! Ölecek miyim? Ne zaman? O zaman ölmeden önce yapılacak 10, yok hayır 50, en iyisi mi 100 şeyi belirlemeliydim. Acaba listeye yazsam ne olurdu, zaten iş işten geçmişti. Battı balık yan giderdi.
Şaka maka bir diğer hayli yüksek SHF değeri listeciliğe gidiyordu. O değil de parmakları koparmayı halletmeliyim önce. Ne dersin doktor, yapabilecek miyim? Kendime iyi davranmaya öyle ihtiyacım var ki. O halde umutla doktor, umutla! Resme baktım yine. Masmavi gökyüzü, gülüyoruz yine. Söylenebilecek tek şey: Umutla!

Listelediğim güzel şarkılarımdan biri ile kapatıyorum mevzuyu. Sağlıkta, sıhhatteyim. Küçük dertlerim, büyük heyecanlarım var. Aklınız kalmasın.

Sincap

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sürgün mahalinden

Şimdiye hasretle

Tamam oldu