Sürgün mahalinden

İğneada Longoz ormanları Milli Parkı'ndan
(Kaan Yence tarafından paylaşıldı)
Havalar soğudu iyiden iyiye. Kime dert. Bir sincap her zaman sığınacak bir kovuk bulur kendine. Mevsimi yaklaşıyordu yavaş yavaş. Zamanı geliyordu. Rüzgar esip yaprakları savurdukça, adeta bir senfoni başlıyordu. Beyaz örtünün gelmesi kuzeyden, temizlemesi her şeyi yakın. Bazen durup bakıyordu ormana, büyüyor orman. Dallar sarmış dört bir yanını. Daha az mı hava var? Dallar kaybedince yapraklarını öyle bir ağıt başlıyor ki ormanda, sanki acılı gözyaşlarını yeni filizlerine biriktiriyorlar. Biraz buruk buralar. Göğün mavisi daha mı az görünüyor ne? Büyüyor orman acıyla. Rakım yüksek, kışın çok yağışlı yazın seyrek*. Daha az hava bağlıyor kanımız daha çok dert bağlanırken ayaklarımıza.
Orman bu, yaprak döken ağaçların yanında yaprak dökmeyenlerin durup seyrettiği çeşit çeşit yaşamış yapraklarla kaplı orman tabanı. Yaşamış ve gitmiş, geri gelecek olan fakat, her şey gibi** Orman tabanının yapraklarla değil de sularla kaplı olduğu yerler de varmış dünyada. Kadim ağaçlar yaşarmış oralarda diyorlar. Merak eder hep sincap. Gitmeyi koydu kafasına. Ama zaman küçük bir kırılma yaşatıyordu inceden. Bazen mart ayını gösteriyordu güneş takvimi ama henüz ya da çoktan kasımda olduğumuzdan emindik (Emin misin sorusuna hep “nasıl yani? evet!” diye cevap veren Emin amcam’ a sevgiler:).
Bu dağlara yazılmış patikalardan en umutsuz ama varlığının yine de bir şey sayıldığı yoldan bu tarafa bir söylenti yayıldı. Söylenenler farklı zamanlardan geldiği için bulanıktı hemen her şey, anlamakta zorlanıyorduk tüm ormancak. Bir adamın karısının ölümcül bir hastalığa yakalanmış olduğunu söylüyordu yolcular. Doktorlar ancak filanca eczacının geliştirdiği bir ilacın fayda edeceğini söylemişler. Adam eczacıya gitmiş. Eczacı, ilaç için çok para istemiş, adam o paranın ancak yarısını verebileceğini söylemiş, geri kalan yarısını çalışıp ödeyecekmiş fakat. Eczacı kabul etmemiş. Adam da gece gizlice gidip ilacı çalmış. Ve karısını kurtarmış. Amma velakin hüküm giymiş. Şimdi de düşünürlermiş bu adam suçlu mudur yoksa suçsuz mu?***
En son gündemimiz, pazar günü ormana pikniğe gelen kalabalığın orman halkını ne kadar incitmiş olduğuydu halbuki, bu adamcağızın hikayesiyle derdimizi tasamızı unutup düşünmeye başladık kökten yaprağa. Cezalandırılmalı mıydı adam? Karısını ölümden kurtarmıştı. Ancak bu düpedüz bir hırsızlıktı. Biz olsaydık ne yapardık?  Mangalda kül bırakmazdık, gözümüzü kırpmadan çalardık ilacı, kurtarırdık karımızı. Ayıptı doğrusu eczacının da yaptığı. Peki ya kimse bu kötü adama ceza vermez mi? Biz olsak sunturlu bir küfür sallardık önce… Sonrasını kestiremezdik ormanda adalet biraz farklı işlerdi. Kimse kızmazdı yavru bir ceylanı parçalayan kurda ama görsek ceylanı kanlar içinde içimiz acırdı. Aynı bu gibi bir haberi büyük ağacın altına oturan insanlar anlatmıştı. Bu sefer baklava çalıyordu iki çocuk. Misal bu misal, adamcağızın cezası ne olurdu ve kim bilir ne vakit gelirdi adamın nice olduğu haberi kulağımıza? Dünya garip yerdi…
Dallar kaybedince yapraklarını öyle bir ağıt başlıyor ki, acılar, yeni filizlere biriktiriyor gözyaşlarını. Biraz buruk ama bir o kadar da umutlu. Göğün mavisi daha mı az görünüyor ne? Ama büyüyor orman. Daha başka maviler mi görünüyor? Büyüyor orman, hava azaldı. Karanlık günlerde orman halkının soluduğu havaya ortak olan ağaçlar çok zorlaştırıyor işi. Hava o kadar azalıyor ki bulanıklaşıyor her şey. Rakım yüksek, kışın çok yağışlı da gel gelelim yazın seyrek. Uzaklarda ve hatta öncelerden bu coğrafyada da bir sincabın çok çok uzaklara ağaç dallarından inmeden yolculuk yapabiliyor olduğu bilgisiyle**** içim bir hoş oluyor, sonra tabanı suyla kaplı ormanlar da var. Ne garip yer şu dünya…


* Yılmaz Erdoğan’ın “yeni bir kimlik beyanı” şiirinden
** Serseri mayınlar’dan alıntıdır.
*** Heinz’ın ikilemi, Kohlberg’in ahlak gelişimi kuramın’dan

****Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde Van'dan İskenderun körfezine kadar bir sincabın dallardan inmeden gidebileceği yazılıdır (Gökhan Ergan, 2015).

Yorumlar

  1. Ne güzel yazmış benim arkadaşım :)

    YanıtlaSil
  2. Orman, dünya, suç iyi, iyi, bu deneme :)

    YanıtlaSil
  3. Melaba:) orman sakinleri de buradaymış. Teşekkür ederim.Yorumları geç gördüm biraz kusura bakmayın. Öperim gözlerinizden!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şimdiye hasretle

Tamam oldu