Hem güzel hem korkunç bir şeydir gerçek, çok özen ister*
Bir rivayete göre gelinin çiçeğini kapan erkekler, tez zamanda müstakbel bir eş bulur ve mutlu bir yuva kurarlar. İşte gerçek olmuştu böylesine masumca kurulan hayaller. Belki de bir önceki düğünün çiçeğini yakalayan Adem Bey dünya evine girmekteydi şimdi. İncecik beli, buğday başağından ödünç alınan saçlarıyla kapının kenarında durmakta ve karısının elini sıkı sıkıya tutmaktaydı gelen misafirlerini karşılarken. Çok fazla gülmekten çekinmesi ve mahcup tavırları, nikah günü gelecekte de muhtemel olarak ajanslardan dinleyecek olduklarımızın benzeri şekilde kaybettiğimiz maden işçilerinin yasını uygun şekilde tutamamasındandı. Meğersem mazide kalacak bir diğer acı tarihmiş ellerine evlilik cüzdanının verildiği gün. Adem Bey o gün de gönlünce gülememişti sonrasında da...
Eşini hayli uzun zamandır tanımaktaydı Adem Bey, mektepte okurken aşık olduğu kızla evlenmişti. Beyfendinin, devlet makamında olan işi nedeniyle çok uzun yıllardır uzaktan uzağa yürüttükleri birliktelikleri muradına ermiş ve artık karı koca olmuşlardı. Sabahları birlikte uyanıyor, hayli fazla odası bulunan evlerinde keyifle kahvaltı yapıyor, hiç eksik olmayan günlük kavgalarını ediyor ve akşama Adem Bey'in ailesine yemeğe gidiyorlardı. Ne kadar da mutluydular. Adem Bey çok şanslı olduğunu düşünüyor en az devlet dairesindeki işi kadar güvende hissediyordu kendisini karısının yanında. Uzun zamandır çektikleri hasretlik de karısına olan bağlılığını perçinlemiş, ondan başka bir hayat düşünemez hale getirmişti onu.
Karısı ise hafif meşrep bir kadındı Adem Bey'in. Hoş alımlı bir hanımdı, ağzı iyi laf yapardı. Gözü etraftaki bütün erkekleri makineli tüfek gibi tarar, erkeklerinse gözü ondan başkasını görmezdi. O an canı ne çekmişse onu yapmaya ikna edebilirdi hemen herkesi. Hep gittiğimiz kulüpte tanışmıştık hanımefendiyle arkadaşlar sayesinde. Kendisi hiç doğrudan muhabbet kurmamıştır şahsımla, Adem Bey'in arkadaşı olduğum için münasebette olduğumuzu hep hissettirirdi bana. Bazen bakışlarını üzerimde hissederdim ama neredeyse hiç göz göze gelmezdik. Lakayıt bir tavırla "enişte" diye hitap ederdi bana. İsmimi hiç duymadım ağzından. Bilhassa çok içtiğimiz geceler, hanımefendinin su yüzüne çıkan lümpen kişiliği uzun uzun düşündürürdü beni. Adem Bey gibi beyefendi birinin bu kadınla ne işi olur, aklım almazdı.
Ben denizin hayatının çalkantıları, belli vakitlerde yaptığım katiplik işi ve o sıralar kafa yorduğum ecnebi memleket olayları, beni kulüpten ve arkadaşlardan uzaklaştırmış olacak ki, Adem Bey'i hayli uzun zamandır göremez olmuştum. Sadece o değil diğer kulüp arkadaşlarımla da alakam iyiden iyiye kesilmişti. Sağolsunlar çalıştığım daireye, beni ziyarete gelen eş dost ve validemle selam gönderen zatlar dışında kimseden haber alamaz olmuştum.
Aradan hayli zaman geçmiş ve eski dostları ziyaret etme vakti gelmişken, Adem Bey'i sordum bizim arkadaşlara. Dediler ki bedbaht, karısından boşanıyor. Gittim buldum kendisini. Ve inanamadım. O güzelim altın saçları grileşmiş, gözleri buğulanmıştı adeta. Sigara içerken titreyen elleri, daha derdini dinlemeden çökertmişti beni. Kulübün karşısında Maraşlı dayının kıraathanesinde oturduk saatlerce ve anlattı neler olup bittiğini.
Hep çok uzaklarda olur sandığımız ama bazen yan evde, mahallede biraz ötede, az denemeyecek kadar çok vuku bulan olaylardı bunlar. Hanımefendi'nin gayri meşru birçok ilişkisi varmış meğersem, Adem Bey'in ailesinden istediği ve beygir yarışlarına yatırdığı paralar yüzünü güldürmeyince, huzurları iyiden iyiye bozulmuş. Hanımefendi birkaç kere Adem Bey' e şiddet de uygulamış, eve geç saatlerde getirdiği arkadaşları ve nohaş kadınlar da Adem Bey'i çileden çıkaran son olay olmuş. Sonunda Adem Bey de ailesinin evinin yolunu tutmuş.
O anlattı, ben de dinledim. Her sigara yakışında elleri titriyor, ateşle sigarayı denk getirmesi vakit alıyordu. Sinir hastalığı sahibi olmuş, sağ gözü sürekli seğriyordu. Ağzıma çok geldi "Zaten size uygun bir hanım değildi be üstad" demek lakin bu lafı duymanın ne kadar ızdırap verdiğini bilirim. Hiç bir şey demedim. O yaktı sigarasını ben yaktım sigaramı. Hakikatti, ayan beyan ortada görünen. Ne lüzumu vardı dillendirmenin...
*"Hem güzel, hem korkunç bir şeydir gerçek, çok özen ister."
Albus Percival Wulfric Brian Dumbledore

Yorumlar
Yorum Gönder